Thursday, March 14, 2013

16. Araştırma Zirvesi

Araştırma Zirvesi'nde 19 konuşmacı kendi alanlarında fırsatları yakalayarak, nasıl büyüneceğini anlatmaya çalıştı. Sonuç, hazindi! Başkasına yazdırılmış ya da kitaptan direkt kopyalanmış, tekdüze sunumlar, neredeyse 2 saat sarkan bir program, fenalık geçirerek kaçan dinleyiciler ve bütün bu sıkıntının içerisinde kaynayan bir kaç güzel konuşmacı. O konuşmacıların da anlattıkları en önemli bilgiler Spark* farkıyla işte burada. Parantez içindeki yorumlar benim tutamadığım çenemindir, psikolojiye, neuroscience'a gerek yok derseniz direkt geçmenizi şiddetle tavsiye ederim.


En en en güzel konuşma bilimsel araştırmalara dayanarak şans faktörünü anlatan dünyadaki tek "public understanding of psychology" profesörü ve de sihirbaz olan Richard Wiseman'ındı. Özetle şansın bir bakış açısı olduğunu, kendini şanssız olarak değerlendiren insanların, şanslı olarak değerlendiren insanların fark ettikleri fırsatları göremediğini anlattı. (Aslında bunun altında "confirmation bias" dediğimiz bir eğilim yatıyor. Bizler sadece aklımızdakini onaylayan verilerin peşinde koşuyoruz, işimize gelmeyenleri fark bile etmiyoruz. "Secret" gibi bilimsellikle alakası olmayan felsefelerin tutabilmesinin altında yatan da bu. İlahi bir güç o kişiye istediklerini vermiyor, tam tersi kişinin beyni onu gerçekleştirebilmek için gerekli olan verilen peşinde düşüyor. İstediği olmadığında mı? Yok öyle bir şey! Çoğu zaman onu da fark etmiyor çünkü.)

Wiseman'ın şanslı olmak isteyen insanlara bir kaç tavsiyesi oldu:

1. Günlük tutun. Her gün başınıza gelen 1 pozitif olayı o da olmazsa en azından aklınızdan geçen 1 pozitif düşünceyi yazın. Böylece pozitif şeylere odaklanma ihtimaliniz artar.
2. Esnek olun. İnsanın hedeflerinin olması güzel ama bu konuda çok da tutucu olmayın. Her gün yeni bir şey deneyin.
3. Aksiyon odaklı olun. İnsanların %75'i yapmadıkları şeylerden pişmanlık duyuyor, o yüzden harekete geçin.

Özellikle bizim işimize yarayacak başka bir bilgi ise beyin fırtınası hakkındaydı. Wiseman dedi ki "Kalabalık gruplar halinde beyin fırtınası yapmaktansa önce herkes gitsin kendi başına 3 fikir düşünsün, ondan sonra bir arada tartışın". Bu şekilde daha verimli ve daha bol fikirli seanslar çıkıyormuş ortaya. (Zaten neuroscience araştırmaları da beyin fırtınası esnasında amygdala'nın aktive olduğunu ve bu aktivasyonun insanları endişelendirip daha az konuşmasına sebep olabileceğini göstermişti.)

Wiseman'dan sonraki favori konuşmacım ise yaratıcı liderlik eğitimleri veren Upping Your Elvis ajansının kurucusu Chris Baréz-Brown'dı. Ben her söylediğine katılmasam da daha yaratıcı olma konusundaki önerileri şöyleydi:

1. Rahatlayıp, eğlenlenmeden olmaz çünkü ancak böyle beynin alpha moduna geçerek yaratıcı fikirler çıkartabilirsiniz. (İyi, güzel, hoş ama iki güldürerek insanlar pıt diye alpha moduna geçemiyorlar.)
2. Pozitif olun! İnsan pozitif olduğu zaman yeni uyaranlara daha açık ve dolayısıyla daha insightful oluyor. Ayrıca yaratıcılığa "hard-wired" değiliz, o yüzden yaratıcı olmabilmek için çaba sarf etmeniz gerekir. (İşte buna hiç katılmıyorum, tam tersi yaratıcılığa eğilimimiz var ama büyürken kendisini öğrendiklerimizle vura vura öldürüyoruz. Hatta kimi araştırmacılara göre 24 aydan itibaren sol beynin sağ beyni domine etmeye başlamasıyla birlikte yaratıcılık da sekteye uğruyor.)
3. Sürekli tazelenin, rutini kırın, yeni şeyler deneyin.

Hakkı yenmemesi gereken diğer keyifli konuşmacılarsa Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Bekir Ağırdır ve Prof. Dr. Kerem Alkın'dı. Özellikle Bekir Ağırdır'ın Türk gençlerinin, dedeleriye aynı tutumlara sahip oldukları tespiti enteresandı. Ayrıca kahve aralarında konferans salonuna Eti'nin Karam Gurme ve çikolata bırakması da herkesin büyük sempatisini kazandı.

İşte bir Araştırma Zirvesi böyle geldi, geçti.