yes david, we are all clear!
hanımlar beyler,
uzun bir süreden sonra ajanlar kristal elma festivali'nde tekrar sahaya sızdı ve bu bahaneyle yeni raporlarla karşınızda olacaklar.
ilk raporum bugünün son konuşmacısı "digital prophet" david shing'in seminerinden olacak. başta "aol mu kaldı 2014'te yaa, ööeff" falan dediysek de bugünün en iyi performansını gösterdiği için kendimizden utanmamızı sağlayan bu abimizi yolda görse tanımayacaklar için:
hayır, fotoğraf temsili değil. evet, sütlüce'ye normal bir zamanda gelse "hop bu ne şekil bilader" diye sopa yeme potansiyeline sahip belki ama adam kemküm diye diye iki kelimeyi bir araya getiremeyen birçok sektör profesyoneline sunumculuğun nasıl yapıldığını güzelce göstermiştir umarım.
günün son semineri olduğu için şarjlarımın hepsi bittiğinden bölük pörçük not alabildim, artık olduğu kadar :p
david önce tüketicinin işinin sadece tüketmek olduğu günlerin geride kaldığından bahsetti ve mevzunun artık creator, critic ve curator olan bir tüketiciye evrildiğini anlattı.
kendisinin de peygamberi olduğu digital denilen şeytan icadının, eğlendirmek ve bilgilendirmenin ötesinde bir de işe yaramak gibi bir fonksiyona sahip olması gerektiğini söyledi.
-> digital: entertain, inform + be useful
ahan da mesela augmented reality dediğimiz ve genellikle bi naneye de yaramayan teknolojinin aslında işe yarayabilecek bir şekilde kullanılabileceğinin örneği:
ya da lego'nun kutunun içinden çıkacak setin bitmiş halini gösteren augmented reality kiosk'ları:
sonra tabii ki her sunumda olmazsa olmaz "medium is the message"dan bahsedip iki ilgili örnek gösterdi. bi tanesi british airways'in #lookup outdoor uygulaması, diğeri de DHL is faster.
ben şahsen DHL işine kıs kıs gülüyorum her seferinde, yaşasın kötülük.
ondan sonraaa markalar da boş oturmasınlar, they should reinvent the product dedi. e tabii ki bunun en cuk örneği coca-cola'dan başka ne olabilirdi? friendly twist sizler için geliyor...
sonra beyond celebrity kavramından bahsetti. dedi ki taam iyi güzel celebrity falan da bakın bunun da ötesi var. mesela dünya kupası sırasında pek konuşulan "beats by dre" kulaklıklarının içinde bir fedon, bir songül karlı, bir de benim eksik olduğumuz 69843 selebritili "the game before the game" filmi vaaaar -çok uzun olduğu ve beni çok sıktığı için videosunu eklemiyorum-, bir de yine dünya kupasında dönen ama içindeki kimsenin selebriti olmadığı; yine de izleyicinin belki de daha fazla ilgisini çeken şu iş var:
çok fazla video oldu, bari bi fotoğraf koyayım da ağzımız tatlansın:
evet hadi tekrar konuya dönelim: valla benim ayıbım tabii ama bilmediğim iki farklı işten haberdar oldum bu arada. bir tanesi zahmetsizlik sağlamak için tüm teknolojiyi seferber ederek sürekli online olmayı sağlayan, diğeri de tam tersi online hayattan kopartıp gerçek hayata odaklanmaya (biraz bullshit ama) yarayan built-in intelligence örnekleri:
internet, televizyon, gaming falan iyi güzel yıllardır "moment" yaratmak için kullanılıyor ama artık onun devri geçti: you should create movements, not moments.
yenilik yenilik diye kafalar kırıldı durdu ama artık devir değişti: no more innovation but invention diyor kendileri.
bir de malumunuz bu kadar tüketiciden bahsedilen sunumlarda artık toparlamak için sonlara doğru ya henry ford'un "if i had asked people what they wanted, they would have said faster horses" lafı ya da steve jobs'unki kullanılır. bu sefer steve jobs tercih edilmişti:
o sırada gök delinircesine yağmur başladığı ve ben de "olm karşıya nası geçicez" derdine düştüğüm için nereye bağladığını kaçırdım, artık onu da siz hayal ediverin.
yukarıda gördüğünüz son slide'ın fotoğrafıyla ben de mektubumu burada bitiriyorum ve yarın yeni görevlerde, yeni ajanlıklarda, yeni raporlarda görüşmek üzere diyorum.
previously on gs ajanları: cannes 2012, trendwatching istanbul semineri, araştırmada yenilikler konferansı ve daha niceleri için sağ üstteki raporlar arşivini kullanabilirsiniz.
ayrıca yeni header'ımız için bizi kırmayıp uğraşan alicancığımıza da buradan öpücükler!



No comments:
Post a Comment