Monday, June 25, 2012

Azıcık da felsefe...

Perşembe sabahı gerçekten harika bir konuşma yapan DDB kreatif direktörü Amir Kassaei'dan sonra (Zeynep anlatıcak size, ordan okursunuz), büyük salonda modern feylesof Alain De Botton, Ogilvy Inspire seasında sahne aldı.


Kendisi belli ki iyi bir hatip olduğu için çağırılmış, reklamla meklamla ilgisi yok, ama daha konuşmasının en başında "eh reklam da azıcık sanata benziyo" gibisinden bir köprü kurup, o kürsüden yarım saat, hiçbir görsel destek olmaksızın, susmadan konuşup, hem dikkatleri üstünde tutmayı hem de yer yer tüm salonu kikir kikir güldürmeyi başardı.

Adamın uzun konuşmasını buraya öyle dedi, böyle anlattı diye almak pırasa gibi olacağından, notlarımdan bir kupleyi madde madde aşağıya koyuyorum.

  • Sanat, iyi yapıldığında, güzel şeyler için propagandadır. Reklam da böyledir. Peki neden sözle yapılmaz, çünkü insan dünyayı duyularıyla algılayan "sensory" bir canlıdır. Bu yüzden felsefe yetmez, ağır gelir...



  • İyi sanat için iyi müşteri şarttır. İyi propaganda için iyi mal gerekir. Eğer müşteriniz Hitler'se, yapacağınız propaganda iyi şeyler için olmayacaktır.
  • İlk çağ filozofu Epiküros'a göre insan mutluluğu bulmak için yaşar ve mutluluğun 3 şartı vardır:
    1. Arkadaşlarla çevrili olmak
    2. Özgürlük
    3. Bizi geren şeylerle ilgili düşünmek için zaman
    • Reklamlar da genelde bu üçünden birini satar. Burada problem yok, problem arkadaş edinmek için aldığın meşrubat sana arkadaş vermediğinde, özgür olmak için aldığın Range Rover seni özgür kılmadığında başlar.
  • Arzularımızınpeşine kolay düşeriz ama ihtiyaçlarımızdan pek heyecanlanmayız. Bu yüzden reklamın arkasındaki itici güç ihtiyaçlar değil arzulardır. Kapitalizmin çöküşünün eşiğinde,ihtiyaçlarımızdan para kazanmayı öğrenirsek enteresan olabilir.




  • Yaratıcılık zordur çünkü sık sık duvara çarpılır ve insan için duvara çarpmak bir problemdir, insan zorlanmaktan hoşlanmaz. Bu gibi durumlarda Nietsche faydalı olabilir, çünkü o bize hiçbir zaman yeteri kadar acı çekmediğimizi söyler, acıyı azalttığı ve insanı rahatlattığı için din ve alkole düşmandır. 
  • Bu sıralar statü çok önemli, kartvizitimiz kim olduğumuzu ve hayatta başarılı olup olmadığımızı belirliyor. Annemiz bile bizden statü soruyor. Arada bir perspektifimizi düzeltmek için her şeye ara vermek iyi olabilir. Günbegün uğraştığımız şeylere uzaktan bakarsak, içinde yaşadığımız rekabetten uzaklaşırsak kendimize yaklaşabiliriz.
  • İş ve özel hayat dengesi diye bir şey yoktur. Eğer herhangi bir şeyde başarılı olmak istiyorsan, hayatını o tarafa doğru eğmen gerekir.
  • Başarısızlık korkusu çok fena bir şey ve günümüz dünyasında sürekli pompalanıyor. Korkuyu azaltmak için uzak doğu ya da sanat bakış açısı faydalı olabilir. Klasik trajedi kahramanlarına gülmüyoruz ama haberleri bize tabloidler iletseydi durum farklı olurdu. Japon sanatında 'kaybeden' olmadan kaybeden ("those who lose but who are not losers") kahramanlardan örnek almalıyız çünkü arada bir kaybetmeden başarılı olamayız.
  • İyi reklam net ve çocuğun anlayacağı kadar basit olmalıdır. Reklamı ortaya çıkaran bütün o detaylı ve komplike süreci arkada kalmalıdır.

No comments:

Post a Comment