Monday, June 18, 2012

Independent Agency Showcase

thenetworkone'un kurucu ortağı Julian kişisi, international müşterileri yerel ajanslarla tanıştırmak, yerel ajansları global ajanslarla tanıştırmak, kısacası dağınık ve savruk durmasına alışık olduğumuz bu ajansları derleyip toplamak, onların kendi aralarında ve endüstri içinde netvörking yapmasına yardımcı olmak işiyle uğraşıyormuş. Şimdi bir şeye benzetirdim burada ama blog branded filan olduğu için terbiyemle susuyorum. Velhasıl bu şirket her sene network ajanslarının ağırlığı altına ezilen festivale, enteresan yerel ajanslar getirirmiş. Bu seneki konukları Çin, İsveç ve İspanya'dandı.

Çinli meslektaşımız, Çin'in en büyük markalarına hizmet veren bir ajans sahibiydi. Çin reklam ortamı mı bizi açmadı, adamın İngilizcesi mi bilemiyorum ama, konuşmasına dayanmak için göz kapaklarımın arasına kürdan koyasım geldi.

Hemen arkasından söz alan İsveçli arkadaş, reklamcı değil PR'cı idi. Biliyorsunuz Cannes artık reklam değil yaratıcılık festivali, bu adamın şirketi Prime da Stockholm'de bir PR ajansıymış ve buzz yaratan işleriyle geçen sene Cannes'da ödül almış. Adam çok basit, ama özellikle güzel yurdumuzun etliye sütlüye dokunmaya pek yanaşmayan pazarlama ortamında kıymetli bir genel kuraldan bahsederek başladı.


Marka savunucusu elde edebilmek için markaların bir şeyi savunması gerektiği bilgisi elbette ki yeni değil. Netekim Kevin Roberts babamız da bunu bize seneler önce "If you don't stand for something, you'll fall for anything" diyerek işaret etmişti. Burada da İsveç'te sektör kuruluşlarına aidiyet problemi yaşayan tesisatçılara biçilen "çocuklara temiz su götürme" göreviyle, konunun bir iç motivasyon meselesi olmaktan çıkıp, ülkenin başbakanın ağzına kadar giden bir milli gurur meselesi olmasının hikayesini dinledik.

Son konuşmacıyı ise eminim benim dışımda diğer yazarlarımızdan da okuyacaksınız: Madrid'deki El Laboratorio adlı ajansın kurucusu ve kreatif direktörü Carlos Holemans, hem hali ve tavrı, hem anlattıkları, hem işleri ile hepimizi büyüledi desem yeri var. 

Anlattığı ik projeyi b-win için, geçen sene El Classico'nun 18 günde 4 kere oynandığı dönemde yapmışlar. "Bet Your Status" videosu şurada: http://vimeo.com/36284623

Son anlattığı proje ise işime inancımı tazeleyerek gözlerimden yaş getirdi. Reklamcı için fırsat kovalamak, olmaz olmaz dememek, fikrin peşinden fikrin gittiği yere kadar gitmek gibi kalitelerin ne kadar önemli olduğunu ve bir yerlerde yaşadığını görmek, benim için tahminimden çok daha duygusal bir deneyim oldu diyebilirim. "Missing Star" videosu şurada: http://vimeo.com/44094204

Bağımsız ajanslar hala dünyanın dört yanında güzel ve cesur işler yapmaya devam ediyorlar. Bazıları günün sonunda büyüklere satılmak için, bazıları ise bağımsızlıklarını sürdürebilmek için... Her ne sebeple olursa olsun, biz global network çalışanları, kendilerini saygı ve sevgiyle selamlıyoruz, yanaklarından öpüyoruz.


No comments:

Post a Comment