Monday, June 25, 2012

ZANNA SOUND



Müziğin tüketici algısındaki etkileri ve doğru kurmsal müziğin yapılış biçimleri/teknikleri konusunda araştırmalar ve uygulamalar yapan Zanna Sound, sesinizi yükseltmenizin daha iyi duyulacağınız anlamına gelmediğini söylüyor ve sesin gücü üzerine çeşitli örnekler veriyor.

Bir şarküterinin konu mankeni olduğu bu güzel hikayede, mekana verilen müziğin tüketici bilincini nasıl kukla gibi oynattığını öğreniyoruz. Fransızca şarkıların çalındığı süre zarfında, şarküterinin alkol reyonunun yaptığı satışın %78’i şarap oluyor. Almanca şarkıların çalındığı periyodda ise bu sefer de bira satışları patlıyor. Tüketici, elinin neden şaraba gittiğinden ya da niye canının bira çektiğinden bihaber oysa ki...

Diğer örneğimiz ise, bir Abercrombie & Fitch mağazasında geçiyor. Geç saatlere kadar açık olan ve ama gençlerden beklediği ilgiyi yeterli miktarda göremeyen mağaza yönetimi çok acayip bir karar alıyor. İçerisini bir gece kulübü ortamına dönüştürüyor. Işıklandırma ve DJ’lerin çaldığı dans müziğiyle evrim geçiren mekan kısa sürede dolup taşıyor ve satışlar patlıyor.

Müziğin gücünü iyice anladıysak gelelim markalar için doğru sinyali/müziği ve özünde sesi nasıl oluşturmak gerektiğine.

Successful music is built through the right combination of what’s expected and something new.
Yani kabaca; “Başarılı müzik iki şeyin doğru birleşiminden oluşur; beklenen ve yeni olan.”

Buradaki “beklenen” kelimesi sizi yanıltmasın. Standart, klasik, klişe, sürprizsiz anlamına gelmiyor kendisi. Daha ziyade markanın özünde var olan duyguların kendi sesleri vardır. Bunlardan tamamen kopmamak şeklinde okumak lazım “beklenen” tanımını.

İşte böylece en önemli kısma geliyoruz. “Marka özünde var olan duyguların kendi sesleri” ne demek? Bu noktada markayı bir insan gibi ele almamız gerekiyor.

Yani markanın müziğini keşfetmeden önce, markanın kimliğini/karakterini keşfetmek. “Tıpkı bir insan gibi markamızı karşımıza alıp, onun ne tarz bir müzik dinleyebileceğini bulmak gerek” diyor Zanna Sound. Katılmamak ve ilham almamak ne mümkün!

No comments:

Post a Comment