Tuesday, June 26, 2012

DDB - The New Creative Revolution

Çarşamba geceki açılış partisinin hemen ertesinde, Perşembe sabahın köründe bu seminere gitmek için yollara düştük. İyi ki de gitmişiz, tüm Cannes Lions boyunca en beğendiğim konuşma DDB Worldwide Chief Creative Officer'i Amir Kassaei'ninki oldu.
Koşup kendisine sarılmak, biat etmek, "al beni yanında götür" demek istedim.


Kassaei, reklamcılığın bir evrim süreci içinde olduğu ile söze başladı. Aslında son evriminin 50 yıldan bile uzun zaman önce olduğundan, reklamcılığın aslındaki dünyadaki en konservatif mesleklerden biri olduğunu söyledi ve 1920'lerden bugüne geçen zamanı 4 ayrı evreye ayırdı:
  • 1920-1959: the age of information and education
  • 1960-1995: the age of awareness and seduction
  • 1996-2010: (burayı not almamışım, excusez moi)
  • 2011-... : the age of brand networks


Bu "branded network"lerin oluşması da 3 aşamadan oluşuyor. Öne bilgisayarları birbirlerine bağladılar. Ardından bilgisayarları ve insanları birbirine bağladılar. Şimdiki aşama ise canlı ve cansız HER ŞEYİ birbirine bağlı, iletişim içinde olabileceği hale getirmek.
Artık insanoğlunun tarihinde belki de ilk kez her şeyden haberdar olmasına olanak sağlayan bu değişimin inanılmazlığından bahsetti.

Eğer bu yeni zamanda başarılı olmak isteyen markaların kendilerine bir "brand network" kurmalarını önerdi. Bunu da yalnızca sözde iddialarda bulunarak değil, her temas noktasında tüketiciye ANLAM sunarak yapılması gerektiğini anlattı.

İçimizin yağlarını eriten söylemini ise orijinaline dokunmadan aynen yazıyorum:
"Stop the bullshit, there is nothing such as social media. Digital is not a medium. It is an infrastructure."
Bununla da kalmıyor, devam ediyor abimiz. Çatt çaaat çaaat yapıştırıyor: "İnsanların artık palavraya karnı tok, onları bu dijital zırvalarınızla kandırmak yerine onları anlamaya çalışmak önemli. Teknolojinin sağladığı imkanları kullanarak, duygularımız aracılığıyla insanları ve ihtiyaçlarını anlamak ve sonra yaratıcı yeteneğimizi kullanmak önemli."
Eğer yapacağınız işle ilgili gerçek bir içgörü bulur ve bunu da taze bir şekilde iletebilirseniz, olay budur diyor canım abim.


Kassaei abimizin 3 ayrı kadından 4 çocuğu varmış. "Bu durumda gurur duymuyorum tabii ama bunu idare edebilirseniz, global bir network'ü idare etmek çocuk oyuncağı sayılır..."

Neyse, 18 yaşında olan kızı saat takmayı reddediyormuş çünkü yalnızca tek bir fonksiyonu olan bu cihazı banal buluyormuş.
12 yaşındaki kızı da bundan 4-5 sene evvel "baba, bilgisayarlar olmadan önce insanlar internete nasıl giriyorlardı?" diye sormuş.
Bu iki örnek üzerine, gelecek neslin kafa yapısının bizlerden çok daha farklı olduğunu kabul etmemiz gerektiğini söyledi. Onlara iletişim yapabilmek için onları anlamak lazım, bunu da varsayımlarla yapamayız dedi. Bu yüzden ofislerinde takılıp onlarla muhabbet etmesi ve bazen yaptıkları işlere yorum yapması için bazı gençler gelip gidiyormuş.
Ne kadar basit -ve masrafsız- ama aynı zamanda ne kadar da işe yarayabilecek bir yöntem.

* Yaratıcılığınızın etki yaratması gerekir.
"You are not an artist, you are not a scientist neither. Your job is being the fucking sales person."

* En iyi reklam, reklama benzemeyendir.
"People are not interested in advertising. They are interested in what makes their lives meaningful."

* Aslolan şey fikirdir. Fikir, fikir, fikir.
"Do not confuse technology with an idea."

* Marka dediğiniz şey boş söylemlerin ötesindedir.
"The brand is the sum of all experiences that you make with a company."

* Create relevance, not awareness!
"We are not in the ad business anymore. We are in the business of making companies, brands, products and services relevant with each other."

* İnsanları arkadaşlarınızmış gibi davranın, tüketici ya da hedef kitle gibi değil. (favorim <3)
Böylece bir şeyler değişecek, size müteşekkir olacaklar. Böylece sizin tarafınıza geçecek ve bir hata yapsanız bile affetmeye meyilli olacaklar.
(human brands ve flawsome trendleri HER YERDE)

Amir abimizden birkaç inci dizdikten sonra birkaç da işini koyayım.

Meksikalı internet şirketi Terra, köpek kakalarını Wi-Fi'a çeviriyor:



Philips için yaptıkları, Obsessed with sound:




Ayrıca maskülen tavrı ve "You have to be simple" ve "You are not an artist" gibi lafları sayesinde, kendisinden sonra çıkan ve abartılı aristokrat aksanıyla "AAĞĞT" "AAĞĞT and MAĞĞĞKETIING" diye diye bir hal olan fifi filozof Alain De Botton'ın iyiden iyiye apartman çocuğu gibi görünmesine sebep oldu.
Bunun için de ayrıca hastasıyım.

İçinde 60'dan fazla Cannes Lion'ın da olduğu toplamda 4000'i geçen yerel ve ulusal ödül sahibi olan cool Amir Kassaei abimizden bir tweet ile bitireyim:


Hayattaki en cool insan, kendi başarısıyla övünmeyen olsa gerek.
Gözüm üstünde Amir.

No comments:

Post a Comment