from LIKING to DOING
bu kavram dönüşmesi "do it, don't just say it"den başlayıp, taaa "sadece beğenmekle yetinmeyip o olma"ya kadar gidiyor.
from ONE THEME to DIVERSITY
artık kimse tekelden hoşlanmıyor, her şeyin kendilerine özel şeklini istiyor. klasik bir çok şey yerini kişiselleştirilmiş şekillerine bıraktı, bırakıyor, bırakacak.
bu müzikte de böyle, modada da hatta otomotiv sektöründe de.
from HERO to MY DEAR FRIEND
o dokunulmaz starların/kavramların/markaların devri geçiyor yavrular. samimiyetin ekmeğinin yenildiği bu zamanlarda insanlar kendilerinin tezahürünü görebilecekleri, kendileri gibi olanları samimi buluyor ve tercih ediyor.
Tüketici -ya da hayran, farketmez- demografik bilgilerden ibaret değil hisseden, seven, nefret eden bir canlı ve kendisinin aksi şekilde görülmesinden rahatsız oluyor.
Aynı şekilde markaların da kazulet gibi eğilip bükülmez olmasından, gerçekçilikten çok öte bir şekilde yenilmez, yanılmaz görünmesinden hoşlanmıyor. Böyle olan markalara saygı duysa bile, mesafesini koruyor.
Mütevazılık gösteren, özür dileyebilen, hataları olduğunu saklamayan ama bunları telafi etmek için uğraşan markalar ise kalplerde yer kazanıyor.
Domino's Pizza Turnaround'ı hatırlayın:
Son olarak:
Gelinlerimiz, sizler anlayın.

No comments:
Post a Comment